drsevilayzorlu@gmail.com
TEL : 0242 316 98 99
Cetad Antalya Bölge Temsilcisi
ANTİDEPRESAN
REBOKSETİN

FARMAKOLOJIK ÖZELLIKLERI:

Farmakodinamik özellikleri:

Reboksetin, noradrenalinin son derece selektif ve güçlü bir geri alim

inhibitörüdür.

Noradrenalin geri aliminin inhibisyonu sonucunda sinaptik aralikta

noradrenalin düzeyinin artmasi ve noradrenerjik iletinin modifikasyonu, bilinen

antidepresan ilaçlarin en önemli etki mekanizmalari arasinda yer almaktadir.

In vitro çalismalar, Reboksetin’in adrenerjik (a1, a2, ß) ve muskarinik

reseptörlere anlamli derecede afinitesinin olmadigini göstermistir. Diger

antidepresan ilaçlarin, bu tür reseptörlere baglanmalari nedeniyle

kardiyovasküler, antikolinerjik ve sedatif yan etkilerinin ortaya çiktigi

açiklanmistir.

Reboksetin, terapötik dozlarda, histamin ve dopamin reseptörlerine önemli

derecede baglanmamaktadir.

Saglikli gönüllülerde, Reboksetin’in 1 ve 3 mg’lik tek dozlarinin verilmesini

takiben, doza bagli EEG modifikasyonlari (fronto-santral derivasyonlarda teta

ve hizli beta dalgalarinda azalma) ve performansta iyilesme ile karakterize

(peg-board testi) Santral Sinir Sistemi (SSS) belirtileri görülmüstür.

Farmakokinetik özellikleri:

Saglikli genç ve yasli gönüllülerde, depresyonlu hastalarda, böbrek ya da

karaciger yetmezligi olan kisilerde tek veya birden fazla dozun oral

verilmesinden sonra Reboksetin’in farmakokinetigi incelenmistir.

Saglikli gönüllülere oral olarak 4 mg’lik tek doz Reboksetin’in verilmesinin

ardindan 2 saat içerisinde yaklasik 130 ng/ml’lik pik düzeylere ulasilmistir.

Eldeki veriler mutlak biyoyararlanimin en az % 90 oldugunu göstermektedir.

Reboksetin’in plazma düzeyleri yaklasik 13 saatlik bir yarilanma ömrü ile

monoeksponensiyel olarak azalmaktadir. Bes gün içinde sabit durum kosullari

gözlenmistir. Klinik olarak tavsiye edilen doz araliklarinda farmakokinetigin

dogrusal oldugu kanitlanmistir.

Reboksetin’in tüm vücut sivilarina dagildigi düsünülmektedir. Reboksetin, ilaç

konsantrasyonuyla önemli derecede iliskili olmaksizin insan plazma

proteinlerine (albumine kiyasla a1-asit glikoproteinine belirgin derecede daha

yüksek afiniteyle) % 97 oraninda baglanmaktadir.

Dogrudan idrarla atilan miktar, dozun %78’idir. Dozun %10’u degismeden

idrarla atilmaktadir.

Reboksetin oral yoldan alindiktan sonra büyük oranda metabolize olur. Ilaç,

baslica etoksifenoksi halkasinin hidroksilasyonu ve morfolin halkasinin odealkilasyonu

ve oksidasyonu ile metabolize olur. In vitro çalismalar,

Reboksetin’in metabolizasyonundan, sitokrom P-450’nin izozimi olan

CYP3A4’ün baslica sorumlu oldugunu göstermistir. In vitro çalismalar,

Reboksetin’in sitokrom P-450’nin izozimleri olan CYP1A2, CYP2C9,

CYP2C19 ve CYP2E1’in üzerinde hiçbir etkisi olmadigini göstermistir. Yüksek

konsantrasyonlarda Reboksetin CYP2D6’yi inhibe etmektedir ancak bu

durumun klinik yönden önemi bilinmemektedir. In vitro çalismalar,

Reboksetin’in çok zayif bir CYP3A4 inhibitörü oldugunu göstermektedir.

Ilaç rasemik karisim olarak mevcuttur (deneysel modellerde aktif olan her iki

enantiyomer bulunmakta; enantiyomerler arasinda ne kiral inversiyon ne de

farmakokinetik etkilesim görülmüstür). Daha güçlü olan SS enantiyomerin,

esdeger enantiyomerine kiyasla plazma düzeyleri yaklasik iki kat daha düsük

ve idrarla atilimi iki kat daha yüksektir. Bu iki enantiyomerin terminal

yarilanma ömürleri arasinda anlamli hiçbir fark gözlenmemistir.

Yaslilarda ve böbrek yetersizligi ya da orta ile agir siddette karaciger

yetmezligi olan hastalarda sistemik etkilenim ve yarilanma ömründe artis

belirlenmistir.

ENDIKASYONLARI:

Reboksetin, depresyonun akut tedavisinde ve baslangiç tedavisine yanit

vermis hastalarda klinik iyilesmenin devamini saglamada endikedir.

KONTRENDIKASYONLARI:

Formülde bulunan Reboksetin veya diger maddelere karsi asiri duyarlilik.

UYARILAR / ÖNLEMLER:

— Klinik çalismalarda nadiren de olsa epileptik nöbet vakalari

görüldügünden, daha önceden konvülsif hastaligi oldugu bilinen kisilere

Reboksetin, siki gözetim altinda verilmeli ve hastada nöbet gelistiginde

kullanimi kesilmelidir.

— MAO inhibitörlerinin Reboksetin ile birlikte kullanimindan kaçinilmalidir.

— Tüm antidepresanlarla oldugu gibi mani/hipomaniye geçisler olmustur.

Bipolar hastalarin yakin takip altina alinmasi önerilir.

— Intihar girisimi riskine depresyonda dogal olarak rastlanabilir ve bu risk

belirgin bir iyilesme meydana gelene kadar sürer; tedavinin baslangiç

döneminde hastanin yakin takibe alinmasi önerilir.

— Idrar retansiyonu ve glokom hikayesi olan hastalarda dikkatli olunmasi

tavsiye edilir.

— Önerilen maksimum dozun üzerindeki dozlarda, ortostatik hipotansiyon

daha sik görülmüstür. Reboksetin, kan basincini düsürücü etkisi oldugu

bilinen ilaçlarla birlikte uygulandiginda yakin takip önerilir.

Gebelerde kullanimi:

Gebelerde yeterli ve kontrollü çalisma bulunmadigindan yarar/risk orani

degerlendirilerek kullanilmalidir.

Emzirme dönemi:

Reboksetin’in insan sütüne geçip geçmedigi bilinmediginden emziren

annelere verilmesi tavsiye edilmemektedir.

Araç ve makine kullanmaya etkisi:

Reboksetin bir sedatif degildir. Klinik çalismalar sirasinda, Reboksetin ile

kognitif ya da psikomotor zayiflama gözlenmemistir.

YAN ETKILER / ADVERS ETKILER:

Sekiz hafta veya daha kisa süreli, plasebo kontrollü çalismalarda, Reboksetin

ile tedavi edilen hastalarin yaklasik % 70’inde ve plasebo ile tedavi edilen

hastalarin yaklasik % 60’inda advers etkiler bildirilmistir. Advers etkilere bagli

olarak ilaci birakma orani Reboksetin ve plasebo ile tedavi edilen hastalar

arasinda benzer olup, bu oran % 10’dan daha düsük olmustur.

Plasebo ile tedavi edilen hastalara oranla Reboksetin ile tedavi edilen

hastalarda istatistiksel olarak daha sik görülen advers etkiler sunlardir: agiz

kurulugu, kabizlik, uykusuzluk, terlemede artis, tasikardi, vertigo, idrar

tutuklugu / retansiyonu ve impotans. Impotans, esas olarak, günde 8 mg’dan

daha yüksek dozlar ile tedavi edilen hastalarda görülmüstür.

Hayati belirtilerdeki tek modifikasyon, ayakta kalmaya bagli olarak görülen

tasikardi olmustur. Eriskin hastalarda, Reboksetin ile tedavi süresince, EKG

kayitlarinda tasikardiden baska hiçbir kalici degisiklik görülmemistir.

8 haftadan daha uzun süren çalismalarda, Reboksetin ile tedavi gören

hastalarin yaklasik %30’unda ve plasebo ile tedavi edilen hastalarin yaklasik

%25’inde yeni advers etkilere rastlanmistir.Sekiz haftadan daha uzun süreli

çalismalarin advers etki profili ile, sekiz hafta veya daha kisa süreli

çalismalarin profilleri arasinda bir farklilik söz konusu degildir. Ilaç kesildiginde

görülen advers etkiler nadirdir; bu durum Reboksetin grubundaki hastalarin

%4’ünde, plasebo grubundakilerin %1’inde görülmüstür. Reboksetin ile tedavi

edilen grupta daha sik olarak gözlenen tek yan etki kabizlik olmustur.

Tedavinin kesilmesi sirasinda görülen advers etkiler nadir olup, Reboksetin ile

tedavi edilen hastalarin yaklasik %4’ünde ve plasebo ile tedavi edilenlerin

%6’sinda görülmüstür.

BEKLENMEYEN BIR ETKI GÖRÜLDÜGÜNDE DOKTORUNUZA

BASVURUNUZ.

ILAÇ ETKILESMELERI VE DIGER ETKILESMELER:

— In vitro çalismalar, Reboksetin’in CYP1A2, CYP2C9, CYP2C19 ve

CYP2E1 gibi sitokrom P-450 izozimlerinin aktivitelerini inhibe etmedigini

göstermistir. Yüksek konsantrasyonlarda Reboksetin CYP2D6’yi inhibe

eder, ancak bu gözlemin klinik önemi bilinmemektedir. In vitro çalismalar,

Reboksetin’in CYP3A4’ü çok az inhibe ettigini göstermistir.

— In vitro metabolizma çalismalari, Reboksetin’in esas olarak sitokrom

P450’nin izozimi olan CYP3A4 tarafindan metabolize oldugunu

göstermektedir; Reboksetin CYP2D6 tarafindan metabolize olmamaktadir.

Bu nedenle, CYP3A4 ‘ün aktivitesini azaltan ilaçlarin, Reboksetin’in

plazma konsantrasyonlarini artiracagi beklenmektedir. Saglikli

gönüllülerde yapilan bir çalismada, güçlü CYP3A4 inhibitörü olan

Ketokonazol’ün, Reboksetin enantiomerlerinin plazma konsantrasyonlarini

yaklasik % 50 oraninda artirdigi görülmüstür.

— Reboksetin ile Lorazepam arasinda anlamli hiç bir farmakokinetik etkilesim

saptanmamistir.

— Saglikli gönüllülerde yapilan bir in vivo çoklu doz çalismasinda,Fluoksetin

ve Reboksetin arasinda klinik önem tasiyan bir etkilesim gözlenmemistir.

— Reboksetin’in saglikli kisilerde alkolün kognitif fonksiyonlar üzerindeki

etkisini potansiyelize etmedigi düsünülmektedir.

— Reboksetin’in diger antidepresanlarla (trisiklikler, MAO inhibitörleri,

SSRI’ler ve lityum) birlikte kullanimi klinik çalismalarla

degerlendirilmemistir.

— Birlikte alinan gidalar Reboksetin’in absorbsiyon derecesini anlamli

derecede etkilemez.

KULLANIM SEKLI VE DOZU:

Tabletler oral yoldan kullanilir.

Klinik etkinlik, tedaviye basladiktan 14 gün sonra görülür.

Yetiskinlerde kullanimi

Önerilen terapötik doz, günde iki kez 4 mg (8 mg/gün)’dir.

3 hafta sonra, yeterli klinik yanit alinamamasi durumunda bu doz günde 10

mg’a kadar artirilabilir.

Yaslilarda kullanimi (65 yasin üzerinde)

Önerilen terapötik doz, günde 2 defa 2 mg (4 mg/gün)’dir. Reboksetin’e

basladiktan 3 hafta sonra yeterli klinik yanit alinamamasi durumunda, bu doz

günde 6 mg’a kadar artirilabilir.

Çocuklarda kullanimi

Çocuklarda Reboksetin kullanimina dair herhangi bir veri mevcut degildir.

Böbrek veya karaciger yetmezligi olan hastalarda kullanimi

Böbrek ya da orta ile agir siddette karaciger yetmezligi olan hastalarda

baslangiç dozu günde iki defa 2 mg olmalidir; bu doz hasta toleransina bagli

olarak artirilabilir.

DOZ ASIMI VE TEDAVISI:

Bazi vakalar için, klinik çalismalar boyunca, birkaç gün ile birkaç haftaya

varan zaman dilimi içinde, hastalara, tavsiye edilen dozlardan daha yüksek

dozlar (12-20 mg/gün) verilmistir. Tedavideki acil advers etkiler; postural

hipotansiyon, anksiyete ve hipertansiyon olmustur.

Kendiliginden 52 mg’a kadar varan dozlarda Reboksetin kullanmis olan 2

hastada ciddi advers etkiler saptanmamistir.

Doz asimi durumunda, kardiyak fonksiyon ve tüm hayati bulgular izlenmelidir.


Petspedi